Çocuk sahibi olmak inanılmaz güzel bir şey ancak bazen ebeveyn olmak zorlayıcı olabiliyor. Çocuklar bir çok duyguyu aynı anda ve en uçlarda yaşatabilirler, kimi zaman söz dinlemezler, sorumluluklarını yerine getirmeyi reddederler ve her zaman anne – babalarının sinirlerini nasıl bozacaklarını çok iyi bilirler. Hiç aklınıza gelmeyecek zamanlarda, olmadık şeyler yaparak sizi şaşırtabilir, gururlandırabilir, mutluluk göz yaşlarına neden olabilirler. Aslında, bildiklerinizin dışında yeni bir şey söylemiyorum. Sadece bir hatırlatma yapmaya çalışıyorum. Burada yer alan konuları çocuklara sorduğumda, bunların hepsinden anne ya da babalarının sorumlu olduğunu söylediler. Çocuklarımız bizlerinkinden daha iyi bir hayat sürsün diye umut eder, çalışır, çabalar ve bazen fazla beklenti içine girmemiz nedeniyle sınırı aşarız.

  1. Her zaman iyi bir ruh haline sahip ol ve bunu koru.

Uzun bir iş gününün ardından eve geldiğinizde çocuklarınızın moralinin bozuk, kızgın ya da mutsuz olduğunu görmek sizin için de üzücü olmaz mı? Onların temel gereksinimlerini karşılayabilmek, daha iyi bir yaşam sürebilmelerini sağlamak için tüm gün çok fazla çalışmışsınızdır ve bilinçli ya da bilinçsiz tek istediğiniz size stres yaşatmamaları, problem çıkarmamaları değil mi?

Şunu atlayabiliyoruz; çocukların da tıpkı bizler gibi kötü günleri olabilir. Bunun nedeni okulda canını sıkan bir arkadaşı, o gün için iyi anlaşamadığı bir öğretmeni, diğer ebeveyni ya da sizin için küçük, önemsiz gibi görünen herhangi bir şey olabilir.

Onlara sakinleşmeleri için biraz zaman tanımalıyız ki  bu zaman diliminde baş etmeleri gereken durumlarla karşı karşıya kalıp, rahatça düşünebilsinler. Çocuk, ergen, genç olmanın ne kadar farklı, çılgınca hissettirdiğini hatırlıyor musunuz? Onlar da her zaman iyi bir ruh halinde, sakin, uyumlu olmayacaklar ve bizler bunu kabul etmeyi öğrenmek zorundayız. Ancak bu yanlış anlaşılmamalı. Eğer çocuğunuz sürekli kötü bir ruh halinde ise bu farklı bir hikayedir ve tabi ki üstünde durulmalıdır.

  1. Okulda problemsiz/ örnek/ en iyilerden olmalısın.

Çocuğunuzun daha çok çalışmasını ve bunu okul hayatı boyunca sürdürmesini istemeniz doğaldır. Öğrenirken zorlandıkları için onları cezalandırmak değil onları cesaretlendirmek bazen yönlendirmek, yol göstermek gerekir ve bu tam olarak sizin görevinizdir.

Kendimize bakacak olursak iş yerimizde, kendi meslek hayatımızda kusursuz değiliz – en azından bizden kusursuz olmamız beklenmez. Okul da çocuklarımız için gerçek hayata atılana kadar ‘iş’ tir.

  1. Asla başarısız olma.

Genelde ebeveynler çocukları başarısız olduğu zaman hüsrana uğramış hissederler. Oysa ki bu, tabak kırılması, kapı çarpması ya da araba kazası gibi bir şeydir. Hey! BİZ DE BAŞARISIZ OLDUK yada OLURUZ! Neden kendimiz ulaşamadığımız bir standarda çocuklarımızı ulaştırmaya çalışıyoruz? Hata yapılabilir, hepimiz başarısız olabiliriz, hayat budur. Çocuklarınızın insan olmasının önündeki engel siz olmayın. Bırakın hata yapsınlar, düşsünler. Çocukken her daim yanlarında olduğunuzu, yanlışlarını düzeltmek için pek çok zamanınız, imkanınız olduğunu unutmayın.

  1. Sana yaptıklarım, verdiklerim için minnettar olmalısın.

Anne –  babalar çocukları için çok fazla şeye katlanır, bir çok şeyden vazgeçer ve çalışırlar. Evet bunun için çocuklarından müteşekkir olmalarını beklemeleri de fazla değildir. Ancak ebeveyn olmak; tam anlamıyla çocuklarınızın ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarınızın önüne koymak demek değil midir? Onlarla aynı odada olmanız, onlarla vakit geçirdiğiniz anlamına gelmez, özellikle  de televizyona takılıp kalmış, kendinizi temizlik yaparken kaybetmiş haldeyseniz. Bir başka örnek verecek olursak; ödevlerine yardım etmeniz, kitap okumanız ve iyi beslenme çantaları, atıştırmalıklar hazırlıyor olmanız da kaliteli vakit geçirdiğiniz anlamına gelmez. Sadece varlığınız için minnettar olmalarını bekleyemezsiniz. Sizin ilgi ve dikkatinize ihtiyaç duyarlar, doğru ve yanlış, haklı ve haksız olduklarında bile.

  1. Birbirimize nasıl davrandığımızı görmezden gel.

Çocuklar, sizin düşündüğünüzden çok daha fazla şeyi görür, işitir ve fark ederler. Çocuklarınızın tanık olduğu, öfke,  mutsuzluk, sinir hali gibi olumsuz duyguları içeren tartışma anlarınızda, onların her şeyin bilincinde olduklarını ve kaydettiklerini unutmayın.

Birbirinize karşı tutum ve davranışlarınız çocukların nasıl insanlar olarak büyüyeceklerini etkiler. Eğer onların önünde birbirinizi aşağılarsanız, olumsuz – yıkıcı bir şekilde eleştirirseniz, bir gün onların da bunları yapacağından emin olun.

Çocuklarımız verdiğimiz öğütlerden değil insanlara gerçekte nasıl davrandığımızı dikkate alarak tutum ya da davranış geliştirirler, başkalarına nasıl  davranmaları gerektiğini model alarak bizlerden öğrenirler. Bu nedenle duygularınızı dışa vururken olabildiğince düşünerek ve dikkatli hareket etmelisiniz.

  1. Herşeyin üstesinden gelmeye gayret et.

Küçük bir çocukken çok fazla şeyi kendim halletmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Anneme böyle durumlarda yakaladığımda kızardı. Bazen; ‘Senin çocukların olduğunu görmek için sabırsızlanıyorum, dediğini anımsıyorum. Sanırım, böylece neler hissettiğini anlayabileceğimi düşünürdü. Siz de biliyorsunuz ki, anneler haklı 🙂

O yaşlarda olmanın nasıl bir şey olduğunu unutmamalıyız ve her terslikte nükleer patlama olmuş gibi tepki vermemeliyiz. Kendinizi, yapmak istediklerinizi düşünün ve anlamanın, her zaman öğütlediğiniz empati kurmanın çok da zor olmadığını hatırlayın.

Hayatta yaşanan önemli olaylar düşünüldüğünde bazen çocukların yaptıkları (diş fırçalamadan yatmak, ödevi yapmadan okula gitmek, atlet giymemek) o kadar da büyütülecek şeyler değiller. Evet, bazı durumlar ceza gerektirebilir ama ya diğerleri?! Lütfen söylediklerimi yanlış yorumlamayın. Eğer söz konusu küçük bir konu ise çocuğunuzun ‘hayat dersi’ almasına izin vermeniz daha iyi olabilir, bahsettiğim sadece bu.

Orta okul öğrencisi bir danışanım, yaz boyu bir fırında vardiyalı işe başlamış. Çalışma ortamı oldukça sıcak ve mesai saatleri zorlayıcı olmasına rağmen çok sıkı çalışmış. Okullar açılmadan önce bayram harçlıklarını da biriktirerek onun için son derece lüks bir cep telefonu almış tabi herkese göstermek istiyor. Bir gün, arkadaşlarıyla oynarken, telefonu cebinden düşürmüş ve ekranı tuz buz olmuş. Ailesinden de birkaç hafta saklamış, arama-mesajlara yanıt verememesine bir bahane uydurmuş ancak çok geçmeden babası öğrenmiş ve çok öfkelenmiş. Herkese yalan söylemiş, ailesinin deyimiyle ayakta uyutmuş ve durumu saklamıştı. Tam olarak bu noktada yapılması gereken, bir adım uzaklaşıp sakinleşmek. Fark edilmesi gereken şey ise, bu durumdan çocuğun ne kadar etkilendiği ve telefonu kendi çabalarıyla aldığı. Çocuk durumu şöyle özetledi; o kadar korktum ki annem bile sadece babamın tarafını tutup, kızmaya devam etti. Ne hissettiğimin, ne kadar üzüldüğümün hiçbir önemi yoktu. Bütün yaz çalıştım, akılda kalan yalanım oldu. Korkmakta hiç de haksız değilmişim, değil mi? Oysa ki bu onun hayat dersiydi. Daha dikkatli olması gerektiğini, insanın kendi emeğiyle kazanıp, aldığı bir şeyin ne kadar değerli olduğunu ve anne-babasının aynı özen ile çabayı her zaman gösterdiklerini, artık onları daha iyi anlayabileceğini ümit ettiklerini, korkunun hata yaptırabileceğini ve daha nicesini, ilk zamanlar hiç anlamadı. Sormak istediğim şu ki; en değerli varlığım diye tabir ettiğiniz çocuklarınızla kurduğunuz iletişimden emin olup, olmadığınız?

 

  1. Her zaman affet.

Çocuklar olaylar karşısında bizden daha toleranslı olabilirler ama onların da sınırları olduğunu unutmamak gerekir. Çocuğunuza sürekli zayıf biriymiş gibi davranıp sonrasında da affetmesini bekleyemezsiniz.

Bazen istenmedik durumlar yaşanabilir. Ebeveynler boşanabilir; maddi problemler, fikir ayrılıkları yaşanabilir. Bunlar bazen kontrolünüz dışında gelişen, ister istemez stres yaşanmasına neden olan olaylardır. Ama her kötü olayın içinden iyilerini seçip, çıkarmalısınız. Hata ne değil, eksik ne diye sormalısınız. Kimin suçlu, kimin haklı olduğunu değil; ne olsaydı durumun değişeceğini tartışmalı, bundan ders çıkarmalısınız. Ayrıca öfkeyle dahi olsa olayı çocuğunuzun üstüne yıkmamalısınız. Böyle olumsuz durumlarla karşılaştığınızda çocuğunuza elinizden geldiği kadar olağan/ normal duygusu hissettirmeye gayret edin.

  1. Söylediğimi yap ama yaptığımı yapma.

Gün sonunda, çocuklarımız bizim yaptıklarımızı gözlemleyerek çok fazla şey öğrenmiş olur. Dikkat edin, söylediğimiz şeylerden değil! Davranışlar sözlerden daha yüksek sesle konuşur. Çocuklarınıza iyi örnek olmak, bir çok şeyin önüne geçer.

Çocukların çocuk olmalarına izin vermeliyiz. Mükemmel robotlar olmaları için uğraşmamalıyız. Bazen işleri alt üst edebilirler. Hayat budur. Bizim görevimiz onlara rehberlik etmek, pusula olmak ve ihtiyaç duyduklarında yanlarında kalmaktır.

İşte size zorlu bir görev: önce bir adım geri atın ve duygularınızın durumu kontrol etmesine izin vermeyin. Bu şimdi için küçük, yıllar sonra onların nasıl insanlar olacağını şekillendirmede ise hayati bir öneme sahiptir.

1
Değerli ziyaretçimiz Teda Psikolojiye hoş geldiniz. Aklınıza takılan her türlü sorunuzu cevaplamak için buradayız.
Başvuru sırası ve yoğunluğuna bağlı olarak en kısa sürede size dönüş yapacağız.
Sağlıklı günler dileriz. Sorunuzu yazmak için aşağıdaki butona tıklayınız.
Powered by
error: Bu sitede bulunan içerikler korunmaktadır!